NASIL PLASTİK CERRAH OLUNUR? -1- 

            Bazı estetik ve sağlık problemleri ile ilgili bilgilendirmeler yaptıktan sonra bugün yazacağım yazıda uzmanlığımla alakalı farkındalık yaratmak ve izlediği birçok dizi ve filmde gördüğü “İnanılmaz Plastik Cerrah” karakterleriyle büyülenen çocuklarınıza yol göstermeyi amaçladım. Konuyla ilgili bilgi aktarımı yaparken kendimden örnekler vereceğimi, herhangi bir abartı yapmadığımı ve hikayelerin çok da değişmemek kaydıyla neredeyse her meslektaşımın başından benzer bir şekilde geçtiğini bilmenizi isterim.

Bundan 16 sene önce ben Tıp Fakültesine girerken (ki cümleyi kurmadan önce düşündüğümde “vay be 16 sene geçmiş” dedim kendi kendime) üniversite sınavında Tıp Fakültesi puanları şimdiki kadar yüksek değildi. % 1’lik puan diliminde olmanız Tıp Fakültelerine girebilmeniz için yeterliydi. Şu an ise takip edebildiğim kadarıyla tıp fakültelerine girebilmek için sıralamada kendinize ilk 3000 arasında yer bulmanız gerekiyor. Hele hele  Türkiye’nin en kaliteli Tıp Fakülteleri olan Çapa, Cerrahpaşa ve Hacettepe gibi üniversiteler için ilk 300 olmazsa olmaz anlamına geliyor. Geriye dönüp bakınca benim üniversite sınavlarına hazırlandığım zamanlarda ülkemizde halen muayenehanecilik serbestti ve tam gün yasası gibi bir yasa yoktu. O zaman muayenehanecilik yapan doktorlar çuvalla paralar kazanıyorlardı ancak her nedense tavsiye açısından onlara gidip “üniversite sınavında çok iyi puan aldım, tıbbı tavsiye eder misiniz ?” diye sorduğumda, “Ne yapıcaksın tıbbı, endüstri mühendisi ol derlerdi”. Şimdi anlıyorum ki kendilerine rakip yaratmamaya çalışıyorlarmış. Ancak bugün durum değişti. Artık doktorlukta eskisi gibi “çuvallarla para” yok, muayenehanecilik tam gün yasası ile kısıtlanmış durumda, buna rağmen tıbbın günümüzde bu kadar tercih ediliyor olması ekmeğin ülkemizde aslanın ağzında değil de midesinde olduğunun kanıtı sanırım.

Tıp Fakültesinde geçirilen 6 sene ile alakalı çok fazla yorum yapmama gerek yok, ancak en zor, en uzun, en pahalı, en yıpratıcı, en, en, en…üniversite eğitimi olarak özetlenebilir. Tıp  öğrencisi genelde hangi uzmanlığı istediğine 4. ve 5. sınıflardaki stajlarında ve 6. Senesindeki intern’lük olarak adlandırdığımız “modern kölelik” sürecinde karar verir. Şahsen ben 6. Sınıfta yanık ünitesi rotasyonunu yapana kadar Kadın Doğumcu olmak istiyordum, ancak yanık ünitesinde geçirdiğim 1 haftada fikrim tamamen değişti ve Plastik Cerrah olmaya karar verdim. O dönemde bizim uzmanlığımız yeni yeni popüler hele gelmeye başlamıştı. Bizler bile işin sadece Estetik boyutundan haberdardık. Bir de o aralar “nip/tuck” diye bir dizi vardı, tıp öğrencileri arasında rağbet gören dizi, aynı muayenehanede çalışan iki Plastik Cerrahı konu alıyordu… Bu kadar tozpembe gördüğüm bir uzmanlık dalı, yanık ünitesinde gördüklerim sayesinde 1 hafta içerisinde tamamen aklımda bambaşka bir yere oturdu. Çoğu intern’ün dayanamadığı pansumanlar, ameliyatlar bana çok cazip gelmeye başlamıştı. Şimdi bazı plastik cerrah arkadaşlarıma, “ benim fikrim yanık ünitesinde değişti” dediğimde şaşırıyorlar, yanık ünitesinin normalde olumlu fikirleri olumsuza çevirmesi gerektiğini düşünüyorlar. Tabi herkes kendine göre sebeplerden bir uzmanlık dalı belirliyor kafasında. Plastik Cerrahi asistanlığımın üçüncü senesinde öğrendim ki sevgili annem çok dua etmiş Kadın Doğumcu olmamam için, olur da Kadın Doğum uzmanı olursam kürtaj yaparım, yaşayan cana kıyarım diye çok korkmuş. Her işte bir hayır vardır derler ya, sanırım tanıma son derce uyuyor. Bütün tıp öğrencileri hedeflerine benim gibi ulaşamıyorlar tabi, önlerinde çok önemli bir engel var maalesef. Bu engelin adı TUS…

Tıp fakültesi eğitimi ile ilgili bence asıl bahis konusu TUS, yani tıpta uzmanlık sınavıdır. ÖSYM’nin düzenlediği en zor sınav olarak kabul edilen TUS, zaten fakülte esnasında sosyalleşecek zamanı pek de bulamayan tıp öğrencilerinin 1-1,5 sene gibi bir zamanını hayatlarından söker alır. Yakın arkadaşlarınız arasında doktorlar varsa ve onları öğrenciliklerinden beri tanıyorsanız, bu sınav süreci içerisinde onları ne kadar az gördüğünüzü hatırlamaya çalışın. Sınava o kadar iyi hazırlanmanız gerekir ki, sürekli oturmaktan  ve hareketsizlikten ötürü  inanılmaz kilolara ulaşırsınız. Yani bir de sınavda başarılı olduktan sonra o kiloları verme derdi vardır. Sınav için açılan kadrolar, üniversite sınavındaki gibi belli değildir. Yani istediğiniz eğitim kliniğinde istediğiniz kadronun açılmaması gibi bir ihtimal de vardır. Üniversite sınavında bir stres ve zorluk  yaşadığınızı düşünüyorsanız onu ikiyle çarpın.

TUS’ta istediğiniz puanı alamaz ve istediğiniz yere giremezseniz, Sağlık Bakanlığı ilk mecburi hizmet kurasında sizin adınızı kura listesine alır ve pratisyen hekim olarak daha önce hayal dahi edemeyeceğiniz yerlerde yaşamaya ve çalışmaya mahkum olabilirsiniz. Bu durum, ayrı bir boyutta tekrar tartışılabilir. Biz her şeyin iyi gittiğini, sınavdan iyi bir puan aldığınızı ve hedeflediğiniz Plastik Cerrahi Kliniği’ni kazandığınızı varsayalım. Benim dönemimde iyi bir kliniğe girmeniz için mutlaka derece yapmanız gerekirdi. Zor bir süreçten ve sınavdan geçmişsiniz, sınava giren yaklaşık 20 bin doktor arasında iyi bir derece yakalamışsınız, çok mutlusunuz ve çalışacağınız kliniğe gittiğinizde sizi gülerek karşılayan tek kişi sizin kıdemce yalnızca bir üstünüzde olan kişi. Onun da gülmesinin tek sebebi, siz çalışmaya başladığınızda sizin onun omzundan alacağınız angaryalar…Plastik Cerrahi Asistanlığı’nın ilk günüyle ilgili bu kısa bilgiyi verip devamı haftaya diyelim…

 

Op.Dr.Onur SAKA

Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı

            Özel Tekden Denizli Hastanesi

onursaka@onursaka.com.tr

www.onursaka.com.tr

0258 2412820-1103

ERKEKLERDE MEME BÜYÜKLÜĞÜ (JİNEKOMASTİ)

Erkeklerde meme büyümesi tahmin edilenden daha fazla izlenen ancak ülkemizde erkeklerin genellikle kendi içlerinde yaşadıkları ve dışarı yansıtamadıkları bir problemdir. Ülkemizde neredeyse erkeklerin yarısında meme büyümesi mevcuttur.. Tıbben “Jinekomasti” olarak isimlendirilir. Yunanca kadın anlamına gelen “gyne” ve meme anlamına gelen “mastos” kelimelerinin birleşimi ile oluşturulmuş bir terimdir. Kelime anlamı ile uyumlu olarak bu problemi yaşayan erkekler feminizasyondan yani kadınsı görünüşten şikayetçidirler. Dar herhangi bir T-shirt giymekten kaçınırlar, yazın plaja utana sıkıla giderler, çok sıcak havalarda bile üstlerindekini çıkartmaya çekinirler. Estetik Cerrahi ile ilgili toplumdaki bilinçlenme artık daha fazla erkek hastayı bu şikayetlerinden ötürü biz plastik cerrahlarla karşı karşıya getirmektedir.
Meme, iki çeşit dokudan oluşur. Bunlardan yağlı doku erkeklerde neredeyse memenin tamamını oluşturur. Gland dokusu yani meme bezi dokusu ise erkeklerde çok az bulunur. Kadınlarda genç kızlık döneminde özellikle memenin neredeyse tamamını meme bezi dokusu oluşturur. Hormonal etkilerle ve hamilelikte büyüyüp gelişerek, doğum sonrası süt üretimini gerçekleştiren dokudur. Erkeklerde süt üretimi gibi bir görevi olmadığı için meme bezi dokusu ya hiç bulunmaz yada eser miktarlarda mevcuttur. Jinekomasti östrojen hormonunun yüksek, testosteronun ise düşük olduğu durumlarda ortaya çıkar. Bu durum bebeklik, ergenlik ve yaşlılık döneminde fizyolojik olup daha sık izlenir. Bebeklerde anneden geçen hormonun etkisi kalktığında problem düzelmiş olur. Ergenlikte ise çoğu vakada ergenlik döneminin sonu ve ya sonrasında birkaç sene içerisinde kendiliğinden düzelme gözlenir.
Çeşitli hormonal rahatsızlıklar, bazı kanser türleri ve bazı ilaçlar jinekomastiye sebep olur. Şişmanlarda meme bezinde büyüme olmaksızın yağlanmaya bağlı da jinekomasti gelişebilir.
Jinekomasti en sık bilinmeyen sebeplerden dolayı, yapısal olarak oluşmaktadır.
Polikliniğimize başvuran üç yaş grubundan hasta başvurur. Bunlardan ilki ergenlik döneminde özellikle hormonal etki ile tek veya iki memesinde büyüme gözlenmiş hastalardır. Obezite sonucu büyümüş memeleri olanlar haricinde, hormonal etkinin geçmesi ve büyümenin gerilemesi beklenir. İkinci ve en sık ameliyat ettiğimiz yaş grubu ise genç erkeklerdir. Bunlardan bir kısmı yine aşırı kilo sebebiyle büyümüş memelere sahiptir. Aileleri ile bu problemlerini paylaşamadıkları için, askerde ailelerinden uzakken ameliyat olmayı tercih eden birçok hastam olmuştu. Üçüncü ve daha seyrek gördüğümüz yaş grubu ise orta yaş üzeri hastalardır. Alkol kullanımı, kilo, cilt gevşekliği gibi sebeplerle ortaya çıkan jinekomasti. Ancak birçok sosyal sebepten ötürü bu hastalar nadiren ameliyat edilebilmektedir.
Jinekomasti ile ilgili doğru bilinen yanlışlardan biri göğüs kaslarına yönelik yapılan antrenmanlarla göğüste küçülme sağlanacağıdır. Halter ve body building gibi sporlar meme altındaki kasta büyüme sağlayacağından memeyi bir miktar daha toplu ancak daha büyük hale getirir. Asıl problem ise spor bırakıldığında başlar. Aşırı gelişmiş olan kas dokusu küçülürken yerini yağlı dokuya bırakır ve süreç, daha büyük, sarkık memelerle sonuçlanır. Obezite kaynaklı meme büyümelerinde ise kilo verildiğinde memelerde de bir miktar küçülme olacaktır.
Öykü ve muayene sonucunda jinekomastinin hormonal sebeplerden oluştuğu düşünülüyorsa hasta Endokrinoloji uzmanına yönlendirilmelidir. Altta yatan sebebin düzeltilmesi beklenmelidir. İlaç sonucu oluşan vakalarda da ilaçlar ilgili uzmanlık dallarınca değerlendirilmeli ve mümkünse kesilmelidir. Ergenliğe bağlı oluşan jinekomastilerde mutlaka birkaç sene kendiliğinden düzelme beklenmelidir. Beklenmesi gereken yaşı ben hastalarıma kabaca 19 yaşın sonu olarak tarif ederim.
Jinekomasti ile ilgili ameliyatlar son derece kolay ve yüz güldürücü işlemlerdir. Çoğu jinekomasti vakasında liposuction tekniği (yağ alma) tek başına yeterli olmaktadır. İşlem esnasında uzun ve ucunda delikleçri olan kanüllerle girilip yağlı doku parçalanmakta, kanüldeki vakum etkisi ile de parçalanan yağlı dokular emilmektedir. Meme bezi dokusunda aşırı büyüme olan vakalarda liposuction tek başına yeterli olmayıp meme başı alt kısmından yapılan kısa bir kesi ile büyümüş olan bez dokusu çıkartılır. Bu işlem meme etrafında areola denilen kahverengi yuvarlak dokunun alt kısmında yaklaşık 3 cm lik bir ize neden olur. Liposuctionda meme altından oluşturulan birer delikten ameliyatı yapmak mümkündür. Bu deliklerde ise belirgin bir iz kalmamaktadır.
Aşırı büyük ve cilt fazlası olan vakalarda nadiren deri çıkartmakta gerekmektedir. Bunu olabildiğince meme başı çevresinden yapmak izin daha az kalmasını sağlamak açısından mutlaka gereklidir.
Jinekomasti ameliyatın genel anestezi altında yapılmaktadır ve işlem yaklaşık 1 saat sürer. Jinekomasti ameliyatı esnasında meme dokularına yoğun lokal anestetik madde verildiğinden ameliyat sonrası ağrı oluşmaz. Hastalar ya aynı gün taburcu edilir ya da bir gece yatarlar. Bir kaç gün süren künt ağrı olacaktır. Liposuction kanüllerinin işlem yaptığı alanlarda yaklaşık 10 gün süren morarma ve sararmalar olabilir. Hastaya 3 hafta süre ile ameliyata özel korse kullanılması önerilir. Hastalar ağır olmayan işlerine 4-5 gün sonunda dönebilirler. 1. haftanın sonunda yürüyüş ve göğüs kası hareketi gerektirmeyen sporlara başlanabilir. Göğüs kaslarını çalıştıracak sporlara 6. haftadan itibaren başlanabilir.
Uzayan ödem ve sertlikler haricinde bu ameliyatla son derece iyi sonuçlar elde edilir. Liposuction sonrası dalgalanmalar ve çöküntüler iyi bir cerrahi işlem ile önlenebilir.
Erkeklerde meme büyümesinin çözümü bu kadar basit ve sonuçlar yüz güldürücüyken hastalara önerimiz en uygun zamanlarında kendilerine en yakın ve güvenilir Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerraha başvurmalarıdır.
Op. Dr. Onur Saka
Özel Tekden Denizli Hastanesi
Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Kliniği