Burun yüzün orta kısmında yer alan ve yüzün karakteristiğini ortaya koyan en belirleyici organdır. Yüz güzelliğinde tarih boyunca da burun şekli en temel öğe olmuştur. Fatih Sultan Mehmet’in portresine bakıldığında ilk dikkati çeken burun ucundaki düşüklüktür mesela veya Michael Jackson’ın son hali hatırlandığında ilk hatırımıza gelen beyazlatılmış cilt rengi ile birlikte defalarca geçirilmiş burun ameliyatları sonucu ortaya çıkmış ilginç burnu gelecektir. Aslına bakıldığında yüzü vezir de yapan burundur, rezil eden de. İşte tam da bu sebepten burun estetiği tüm dünyada en çok yapılan estetik operasyondur.

              Estetik Cerrahların en çok üzerinde durduğu ve reklamını yapmaya çalıştıkları “altın oran” aslında çok da gerçekçi değildir. Yani hiçbir estetik cerrah cetvelle ölçülmüş burunlar yapmaz. Hastalara bilgisayar ortamında fotoğraflarını photoshoplayıp,”işte burnunuz böyle olacak” demek de çok doğru değildir. Hedeflenen ile elde edilecek sonuç kesinliğini birbirine karıştırmamak gerekir. Tüm bu bilgilerin ışığında güzel burun insanın yüzündeki diğer öğelerle uyumlu burundur. Bundan kısa değil on beş sene önce bayanlarda iyice oyulmuş kavisli burun sırtları modayken şu anda çok az kavis verilmektedir. Çok önemli başka bir konu günümüz estetik cerrahisinde güzel burun kadar, “iyi nefes alan” burun oluşturmaktır.

              Gerçekçi istekleri olmak kaydıyla, burun şeklinden şikayetçi, sağlık durumu elveren herkese rinoplasti yapılabilir. Yaş itibariyle 18 yaşına gelinmiş olmalıdır. Çok ciddi kemik eğrilikleri olan bayan hastalarda 16 yaşından sonra ameliyat yapılabilir. Gerçekçi istekleri olmayan, burnundaki problemi abartıp bunu psikolojik problem haline getirmiş hastaları ameliyat etmemek hem hasta hem de cerrah için en hayırlı tercihtir.

              Kalın burun cildi olan, yaşlılık sebebiyle deri elastikiyeti kaybolmuş ve kıkırdakları zayıf hastalar sonuçların amaçlandığı gibi olmayabileceği konusunda mutlaka önceden bilgilendirilmelidir. Bunun dışında ameliyata engel genel sağlık sorunları olan hastalar mutlaka ameliyattan uzak durmalıdırlar.

              Hasta ile ameliyat öncesinde mutlaka hastanın beklentileri ve cerrahın yapabilecekleri içten ve samimi bir şekilde tartışılmalıdır. Photoshop veya benzeri programlar kullanarak hastaya neler yapılabileceği gösterilebilir ancak birebir bu fotoğraflarla aynı olmayacağı mutlaka söylenmelidir. Fonksiyonel olarak burun içi değerlendirilmeli, burun içi eğrilik durumlarında mutlaka BT ile değerlendirilmelidir.

             Rinoplasti “açık” yada “kapalı” teknikle yapılır. Her ne kadar tercih meselesi olsa da kimi cerrah kapalı tekniği kimide açık tekniği popülerize etmeye çalışmaktadır. Halbuki tüm estetik cerrahi kongrelerinde ve rinoplasti kurslarında buna yönelik oturumlar defalarca yapılmış ve iki tekniğin de birbirine herhangi bir üstünlüğü saptanmamıştır. Sonuç olarak kim hangi teknikle kendini daha rahat olarak hissediyorsa o şekilde yapmalıdır. Ben ameliyatlarımda açık tekniği kullanarak burun altında kısa bir kesi yaparak ameliyatı gerçekleştiriyorum. Kapalı rinoplastiyi tercih eden bazı meslektaşlarımız her ne kadar açık teknikte iz kaldığını söylese de  ameliyat sonrasında altıncı ayda hiçbir açık rinoplasti hastasında fark edilebilir iz oluşmadığı bilinmelidir.

            Burun altından kısa bir kesi ile girilerek burun üstündeki deri ve yumuşak doku serbetlenir. Burun sırtındaki düzensizlikler törpülenir, burun orta çatısındaki yamukluklar düzeltilir, burun aksında kayma varsa orta hatta alınır, burun ucu kıkırdak yamaları ve özel dikişler kullanılarak şekillendirilir ve son olarak burun kemikleri yan taraflarından ayrılarak burun üst kısmı düzeltilir.

           Tampon kullanımı ameliyat hastasının en büyük kabusudur. Hem çıkartılırken vereceği ağrı hem de burunda yarattığı doluluk hissi sebebiyle hastalara rahtsızlık verir. Nefes almakta sıkıntı yaratmaması ve kolay çıkarılabilmesi için son dönemde silikon oluklu tamponlar kullanılmaktadır. Ben ameliyatlarımda çok özellikli burun içi işlemi yapmadığım sürece herhangi bir tampon kullanmamayı tercih ediyorum.

            Rinoplasti 1-2 saat süren bir cerrahi girişim olup burun ucu estetiği hariç genel anestezi altında yapılır. Sadece burun ucuna müdahale edilecek hastalar lokal anestezi ve sedasyon eşliğinde opere edilebilirler.

            Düşünüldüğünün aksine rinoplasti ameliyatı ağrısız bir işlemdir. Nefes alma güçlüğü ve morarmalar ilk günlerde hastayı rahatsız edebilir. Ameliyat sonrasında 1 gece yatış gereklidir. Hastalar ertesi gün taburcu olup evde istirahat edebilirler. İlk 2 gün morarma, şişme ve sızıntı tarzında burun kanaması olabilir. Bu nedenle ilk 2 gün buz uygulaması önerilir. Tampon olmasa da ilk hafta burun içinde de işlem yapıldığı için rahat nefes alınamayabilir. Bu nedenle tuzlu su ve dekonjestan spreyler uygulanır. Buruna uygulanmış atel birinci haftada çıkarılır ve dikişler alınır. Koruyucu amaçlı 3-4 gün kullanılacak bantlar yapıştırılır ancak hastanın bu dönemde çalışmasında sakınca yoktur. Morluklar 7- 10 gün içerisinde, ödem ise 2-3 hafta içerisinde gerileyecektir. Hasta yaptığı işe bağlı olarak dilerse ateli ile bile 5. günden sonra çalışabilir. Hastalardan 1,5 ay gözlük kullanmamaları istenir.

            Erken dönemde kanamalar olup nadiren de olsa tekrar ameliyathanede müdahale veya tampon uygulaması gerektirebilir. Geç dönemde, özellikle ödemler geriledikten sonra burun ucu asimetrileri, burun kökünde çökmeler, burnun aşırı oyulması ve kaldırılması gibi sonuçlarla karşılaşılabilir. Bu tip problemleri yaşamamak için mutlaka doktor tercihinizi iyi yapmanız ve mümkünse doktorunuzdan size eski hasta fotoğraflarını göstermesini istemeniz gerekmektedir.

            Rinoplasti ameliyatının sonuçları kalıcıdır. Yaşlandıkça kıkırdaklar bir miktar büyüyüp, burun cildi kalınlaşabilir. Buna bağlı olarak burun ucunda küçük düşmeler yaşanabilir.

            Rinoplasti ameliyatı iyi bir estetik görüşe sahip ve bu işte tecrübeli cerrahlar tarafından yapılmalıdır. Kötü bir sonuç halinde ikinci ve üçüncü burun ameliyatlarının çok daha zor, istenilen sonuçların elde edilmesisin daha güç ve ameliyatın çok daha pahalı olacağı doktoru seçerken aklın bir köşesinde tutulmalıdır.

                Dr.Onur SAKA

                Özel Tekden Denizli Hastanesi

                Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Hekimi