Vücudumuzun en büyük organı olan deri, çeşitli tabakalar ve hücrelerden oluşmaktadır. Deri hücreleri, kendi kendini hızla yenileme ve çoğalma özelliğine sahiplerdir. Öyle ki sizler farkında olmasanız da derinizin en dış katmanındaki hücreler haftada bir yenilenmektedirler. Çoğalan her hücrede olduğu gibi deri hücrelerinde de kanserleşme, yani normal çoğalma özelliğini kaybedip mutant hücrelere dönüşebilme özelliği vardır.

Her ne kadar kötü huylu tümörler kategorisinde erkekler için akciğer, kadınlar için de meme kanseri en sık izlenen tümörler olarak tıp kitaplarında yerini alsa da aslında daha az ölümcül olan cilt kanserleri her iki kanser tipine göre açık ara önde görülmektedir. Ancak deri kanserlerinin çok büyük bir kısmının ölümcül karakterde olmayışı, onların kara listeye eklenmeyişine neden olmaktadır. Amiyane bir tabir ile adı kanser olsa da kanserden sayılmamaktadırlar.

Deri kanserlerinin oluşabilmesi için belirli risk faktörleri mevcuttur. Esas neden güneşten gelen ultraviyole ışınlardır. Mor ötesi ışık veren lambalar ve suni bronzlaşmaya sebep olan ışık kaynakları da deri kanserlerine sebep olabilir. Ultraviyole ışınlara karşı dünyayı koruyan ozon tabakasının incelmesi son dönemlerde deri kanserlerinin artışındaki en önemli etmendir. Açık tenli, derilerinde kolayca çillenme özelliği olan, çok fazla sayıda beni bulunanlar, ailesinde deri kanseri öyküsü olan ve sürekli açık havada çalışan insanlar yüksek risk altındadırlar. Bununla birlikte radyoterapi (şua-ışın tedavisi) görmüş alanlar ile, uzun süre iyileşmeyen yaralar, kendiliğinden uzun sürede iyileşmiş derin yanık alanları, katran, zift arsenik vs. gibi çeşitli kimyasallara maruz kalmış deri bölgeleri de risk altındadır.

Deri kanserleri kabaca üçe ayrılmaktadırlar. Her ne kadar hepsi kötü huylu tümörler olsa da ben hastalarıma “iyisi, orta hallisi ve kötüsü” şeklinde açıklayarak ayrımlarını anlatmaktayım. “İyisi” olarak belirttiğim tümör deri kanserleri arasında en sık rastlananıdır. İsmi, Bazal Hücreli Cilt Kanseridir (BHCK).  Çok yavaş büyürler ve diğer organlara veya lenf bezlerine sıçramazlar. Yani ölümcül değildirler. Ancak yerinde bırakılmaları halinde tehlikeli olurlar. Uzun süre içerisinde büyüyüp, yerleştikleri anatomik bölgeye hasar verirler. Hayat boyunca toplamda maruz kalınan güneş ışınları en önemli risk faktörüdür. Bu nedenle daha çok yaşlılarda görülmektedirler.

“Orta halli” olan deri kanseri Skuamöz Hücreli Cilt Kanseri (SHCK) adıyla bilinmektedir. Bu kanser bir önce anlattığım cinse göre daha hızlı büyür ve bulunduğu bölgede yıkıma sebep olur. Ayrıca lenf bezleri ve iç organlara sıçrama özelliği de mevcuttur. “Orta Halli” olarak belirtmemin sebebi ise sıçrama özelliğinin diğer tanıdık kanserlere göre daha az olmasıdır. Bu oran güneş kaynaklı SHCK’lerinde kabaca % 4-8 arasında değişmektedir. İyileşmeyen yara ya da uzun dönemde iyileşmiş derin yanık zemininde oluşan SHCK’lerinde sıçrama riski %30’lara ulaşmaktadır.

BHCK ve SHCK’leri çeşitli görünüşlerde olabilirler. Genelde; 1. Beyaz ve pembe renkli küçük bir kitle şeklinde, 2. Yüzeyi düzgün, parlak veya çukur şeklinde, 3. Kuru, pullu, kırmızı bir nokta şeklinde, 4. Kabuklu, kırmızı, yumru şeklinde, 5. Kabuklu yan yana küçük kitleler şeklinde, 6. Bir yara izine benzeyen beyaz bir yama şeklinde, 7. Çeşitli büyüklükte ülserler şeklinde olabilirler. Bu lezyonlar genelde düzensiz sınırlı olup çevrelerinde kılcal damar oluşumları izlenebilir. 2-4 haftada iyileşmeyen, kanama ve ağrı yapabilen bu türdeki lezyonların kanser olabileceklerini düşünmek gerekir.

“Kötü” olarak belirttiğim cilt kanserinin adı ise Malin Melanom’ dur. En önemli risk faktörü yaşamın erken döneminde karşılaşılmış olan güneş ışınları ve güneş yanıklarıdır. Bu bilgi aslında deri kanserinden korunmanın aslında bebeklik döneminden başladığını açıklamaktadır. Bu nedenle bebekler için +50 koruma faktörlü güneş kremleri üretilmektedir. Malin Melanom neyse ki deri kanserleri arasında en az görülenidir. Ancak maalesef dünya üzerinde artış hızı en yüksek olan kanserdir. Yani çok da uzak olmayan bir tarihte sıralama değişecek gibi görünmektedir. Son derece kötü huylu olup özellikle bu cins deri kanserinin erken teşhisi çok önemlidir. Deri üzerinde mevcut olan benlerden gelişen tümör cinsidir. Mevcut benlerdeki oluşan asimetri, renk değişimi, boyut değişimi, kenar düzensizliği oluşması, değişik renk tonlarında olma, kabuklanma,  kaşıntı, çevresinde kızarıklık ve kıllanma artışı malin melanom gelişimi açısından uyarıcı olmalıdır. Aslına bakılırsa fazla miktarda beni olan, doğumsal beni olan hastalar ile mevcut benlerinde saydığımız değişikliği olan hastalar mutlaka en yakın cildiye uzmanına başvurmalıdırlar. Malin Melanom’un bu kadar kötü oluşunun nedeni tümörün çok hızlı bir şekilde iç organ ve lenf bezlerine sıçrama özelliğinin bulunmasıdır.

Tüm deri kanserlerinde en önemli ve altın standart tedavi cerrahi olarak kitlenin çıkarılmasıdır. Tümörün çıkarılmasında, tümörün tipine göre değişiklikler izlenmektedir. Kanser çıkarılırken o bölgedeki nüksü engellemek amacıyla değişen miktarlarda sağlam deri sınırı koyularak çıkarılmalıdır. İşte bu noktada Cildiye ve Plastik Cerrahi Uzmanının mahareti ve tecrübesi rol oynar. Genelde deri tümörü hastaları biz Plastik Cerrahlara, Cildiye uzmanları tarafından belli bir ön tanı yani olağan şüphiniğieli ile gönderilirler. Bizler de ön tanıya göre değişen sağlam deri sınırları koyarak tümörleri çıkartırız. Örneğin, 1 cm çaplı bir BHCK, 0.5 cm sağlam sınır koyularak çıkartıldığında bu toplamda 2 cm çaplı bir kitleye denk gelir. Yani küçük gibi gözüken tümörler özellikle yüzde yerleştiğinde büyük cerrahi yaralara sebep olabilir. Bu yaraları en uygun şekilde kapatmak da yine plastik cerrahların işidir. Radyoterapi ve Kemoterapi, cerrahiye destek tedavisi veya tümörün başka bölgelere sıçraması halinde kullanılabilecek tedavi seçenekleridir.

Yazımı bu işle uğraşan tüm doktorların nefret ettiği ve halkımızın doğudan batıya sık kullandığı yanlış bir bilgiye değinerek bitireceğim. “Amman ha, dokundurma kansere dönüşür”…Maalesef ki bizler dokunduğumuz için kansere dönüşmez, kanser olduğu için kanserdir!! Ve bu yanlış bilgi, deri tümörlerinin erken dönemde daha basit tekniklerle ve daha kısa sürede tedavi edilmesine en büyük engeldir. Deri kanserlerinin tedavisinde gecikilen her gün, kimi kanser türlerinde daha büyük cerrahi işlem, kimisinde ise ölüm olarak hastalarımıza geri dönecektir.