Meme Büyütme ameliyatı dünyada en hızlı artış gösteren estetik ameliyattır. Amaç memeyi sadece büyütmek değil, şekillendirmektir. Meme büyütme ameliyatı hastanın meme bölgesinin altına içi silikon veya salin sıvı içeren protezler konularak yapılır. Memem büyütme işlemi hastanın istekleri de gözetilerek, hastanın vücut yapısı, göğüs kafesinin yapısı, memenin esnekliği ve sarkıklığı ve deri yapısına uygun protezler seçilerek gerçekleştirilir. Son dönemde gelişen teknoloji ve buna bağlı olarak çok çeşitli boyut ve şekillerde üretilen protezler sayesinde istenilen sonuçları elde etmek mümkün olmaktadır. Meme büyütme ameliyatları hasta memnuniyetinin en fazla olduğu estetik ameliyatlardır.
Küçük veya orta boyutta memelere sahip hastalar ile emzirme sonrası içi boşalmış memelere sahip hastalar bu ameliyat için ideal hastalardır. Küçük ancak ciddi anlamda sarkık memelere sahip olan hastalarda ise yalnızca büyütme işlemi yeterli değildir. Bu hastalarda meme dikleştirme ameliyatı da yapılması gerekmektedir.
Meme gelişimini tamamlamış (18 yaş ve üstü) genç ve orta yaşlı hastalar ameliyat için uygun hastalardır.
Meme büyütme ameliyatında kılıfı silikondan olan içi silikon veya salin (tuzlu su) dolu protezler kullanılmaktadır. Silikon teknolojisindeki gelişmeler ve ABD’de uygulanan yasakların kalkmasından sonra salin protez kullanımı gittikçe azalmaktadır. Yeni jenerasyon silikon protezler koheziv jel tarzda (akışkanlığı az) silikon içermektedir. Protezler, anatomik (damla) veya yuvarlak şekilli, dış yüzeyi pürtüklü ya da düz olacak şekilde çeşitlendirilmiştir.
Bir dönem meme protezlerinin meme kanseri üzerine etkisinin belirsiz olması ve protezin mamografiyi engelleyip kanser takibinin yapılmasını olumsuz etkileyeceği şüphesi ile silikon protezlerin ABD’de kullanımı yasaklanmıştı. Ancak bu yasaklı dönemde yapılan çalışmalar bu şüphelerin yersiz olduğunu göstermiş ve protezle meme kanseri veya romatolojik hastalıklar arasında herhangi bir ilişki olmadığını göstermiştir. Bunu takiben silikon protez uygulamaları yeniden serbest bırakılmıştır. Protez konulmuş memelerde meme kanseri açısından takibin meme MR’ı ile sağlıklı olarak yapılabileceği gösterilmiştir
Son yıllarda bu konuda yağ enjeksiyonları popülerize edilmiş olmakla birlikte kullanımı kısıtlıdır. Yapılan yağ enjeksiyonları ile çok büyük hacimlere ulaşılamamakta ve enjekte edilen yağların belli miktarında ilk dönemde kayıp olması nedeniyle 2. ve 3. seanslar gerekebilmektedir. Bu nedenle seçilmiş meme asimetrisi vakalarında, küçük hacimlerin gerektiği büyütme vakalarında ve çok zayıf olmayan hastalarda tercih edilmektedir. Son trend silikon protezle birlite yağ enjeksiyonlarının kullanımıdır. Hyaluronik asit, yüksek miktarlarda enjekte edildiğinde büyütme işlemi yapılabilmektedir.Ancak bu teknik hem çok pahalıya mal olmakta hem de komplikasyonları fazla olmaktadır.
Ameliyattan önce meme USG/mamografi çektirilmesi gerekir. Bu hastanın ileriki dönem takiplerinde elde tutulması gereken önemli bir veridir. Ameliyat üzerinden 1 yıl geçtikten sonra meme USG/mamografi tekrarlanır.

Tüm ameliyatlarda olduğu gibi 3 hafta önceden sigara bırakılmalıdır. Sigara yara iyileşmesi problemlerini arttıran en önemli etkenlerden biridir. Aspirin ve kan sulandırıcılar en az 1 hafta önce mutlaka bırakılamlıdırlar.

Ameliyat öncesi kullanılması sakıncalı olanlar:

Apranaks, Voltaren, Vermidon gibi ağrı kesiciler (ağrı kesici gerektiğinde Minoset, Novalgin kullanılabilir),
Ginseng, ginko biloba, co-enzim Q gibi maddeler içeren multivitamin hapları,
Yeşil çay, keten tohumu, kiraz sapı, domates çekirdeği bitkisel ürünler
Tüm zayıflama ürünleri

1993 yılında Food and Drug Administration Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), silikon protezlerin kullanımını 10 yıllığına durdurdu. Bunun sebebi, meme kanseri üzerindeki etkisinin belirsiz olması, mamografik incelemeleri bozabileceği endişesi, bir takım eklem hastalıklarına yol açabileceği şüphesiydi. Bu 10 yıl boyunca yapılan çalışmalar, bu şüphelerin tümünün yersiz olduğunu kanıtlamıştır. 2003 yılından itibaren ABD’de tekrar serbest bırakılmıştır. Bu nedenle silikon protezlerin meme kanseri üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığı söylenebilir. Tam tersine, meme protezi bulunan hastalarda meme kanseri görülme sıklığı, normal kadınlardakine göre %30 daha düşüktür. Bunun nedeni yüksek risk grubundaki kadınların protez ameliyatlarını fazla tercih etmemeleri olabilir.
Meme büyütme ameliyatları genel anestezi altında yapılır.
Meme küçültme ameliyatları 1-1,5 saat arasında sürmektedir.
Meme protezlerinin meme altına yerleştirilmeleri için dört bölge mevcuttur. Daha çok meme başı etrafından ya da meme alt oluğundan yapılan insizyonlarla yerleştirilirler. Koltuk altı ve göbek deliği çevresinden yapılan kesilerle ancak salin ile şişirilebile meme protezleri yerleştirilebilmektedir. Meme başı etrafından yapılan insizyon tercih edildiğinde meme dokusu kesilmektedir ve meme başında hissiyat kaybına sebep olabilmektedir. Ayrıca kapsül kontraktürü bu teknikte daha sık olmaktadır. Meme altından yapılan insizyonlar en sık tercih edilen ve komplikasyon oranlarının en az olan tekniktir. 4-5 cm’lik bir iz bırakmakta olup meme kıvrımı altında olduğu için zamanla çok daha az fark edilebilir hael gelmektedir.
Protezler zayıf ve ince cilt altı dokusu olan hastalarda kas altı plana, yeterli cilt altı dokusu olan hastalarda ise meme dokusu altına yerleştirilir.Son dönemde en çok dual-plan olarak adlandırılan protezin üst kısmının meme protezinin altına, alt kısmının ise meme dokusu altına yerleştirildiği teknik uygulanmaktadır.
Meme büyütme ameliyatları ağrısız ameliyatlar değildir. Protezin meme dokusu altına yerleştirldiği ameliyatlar daha az ağrılı olup kas altı konulan vakalarda daha fazla ağrı hissedilmektedir. Ameliyat sonrası güçlü ağrı kesiciler kullanılıp ameliyat günündeki ağrı minimalize edilmektedir. Ertesi gün ağrı biraz daha yoğun hissedilir ancak ağrı kesicilerle giderilebilir. 3 gün – 3 hafta arasında ise protezin yaptığı gerilme hissedilmektedir.
Ameliyattan 3 saat sonra hasta önce sıvı sonrasında katı gıdalarla beslenebilir ve ayağa kalkabilir. Ameliyat sonrası 1 gecelik yatış yeterli olmaktadır. Sonrasında 3 hafta balensiz sporcu sütyeni kullanılır. İlk 3 hafta yürüyüş dışında spor yapılmaz sonrasında 6. haftaya kadar kol ve göğüs hareketleri hariç tüm kaslar çalıştırılabilir. 6. haftadan sonra tüm sporlar serbesttir.
Erken dönemde kanama, enfeksiyon, yara iyileşmesi sorunları yaşanabilir. Ancak bunlar nadir gözlenen problemlerdir. Meme protezlerinde uzun dönemde en sık karşılaşılan sorunlar kapsül kontraktürü, simetri bozuklukları ve estetik sorunlardır. Protez kaçakları ve patlamalar artık iyi marka protezlerde gözlenmemekte, bu konuda Allergan ve Mentor gibi markalar ömür boyu ürün garantisi vermektedirler.

Kapsül kontraktürü vücudun protezi yabancı bir cisim olarak algılayarak onu sert bir kapsülle çevrelemesi ve bir tarafa doğru itmesidir. Kapsül kontraktürü geliştiğinde, şiddetin bağlı olarak memede sertleşmeye, asimetriye ve görüntü bozukluğuna yol açar. Görülme sıklığı %1 ile 5 arasında değişmektedir. Oluşursa hastanın tekrar ameliyat edilerek kapsülün çıkarılması ve protezin değiştirilmesi gerekir. Tekrarlarsa bir kez daha ameliyat yapılabilir, ancak üçüncü kez tekrarladığında protez işlemi iptal edilir. İnatçı kapsüller çok sık karşılaşılan bir durum değildir. Yeni kuşak protezlerde kapsül oranları düşüktür. Ayrıca meme altı kesilerinden girilmesi, kas altı uygulamaları ve pürtüklü yüzeyli protezlerde kapsül daha az gelişmektedir. Ameliyatta özenli bir teknik kullanılması ve abartılı büyüklükte protezlerin uygulanmaması da kapsül riskini azaltmaktadır.

Protez sonrası karşılaşılabilen diğer sorunlar arasında asimetriler, protezlerin dışarıdan görünüyor olması, protez üzerinde dalgalanmaların görülmesi, hastanın protezlerin büyüklüğünden memnun olmaması, memelerin doğal gözükmemesi sayılabilir. Aşırı büyük protezlerin kullanılmaması, beşinci kuşak form stable protezlerin kullanılması, zayıf hastalarda protezlerin kas altına yerleştirilmesi ve özenli bir cerrahi ile bu sorunların tümü azaltılabilir.

Meme başında geçici his kayıpları yaşanabilmekle birlikte bu komplikasyon daha çok meme başı çevresinden yapılan insizyonlar sonrasında görülür. Kalıcı his kaybı nadirdir.

Ameiyat sonrası emzirme kesinlikle etkilenmez. Hamilelik ve emzirme sonrası memede ekstra büyüme ve sarkma olabileceği için sonrasında meme dikleştirme işlemi gerekebilir.
Yeni gelişen dijital mamografi cihazları sayesinde protezler mamografi çekimini ve yorumlanmasını etkilemez. Meme başı çevresinden yapılan insizyonlarda meme dokusu da kesildiği için kalsifikasyonlar oluşup mamografide yalancı pozitif sonuçlara sebep olabilir. Ancak meme altından yapılan teknikte böyle bir problem söz konusu değildir. Protezler meme MR ve USG’sini de engellemez.